• Neden Huzurevi?

    Doğamız gereği yaşlanıyoruz. Üzerinde sayısız bilimsel araştırmalar yapılıyor olsa da, henüz çaresi bulunamamış sorunlarımızdan birisi, haydi kabul edelim; belki de en büyüğü “yaşlanıyor olmak”.  Öte yandan her geçen gün değişen toplumsal yapı, yaşça ileri olan fertleri daha fazla izole olmaya ve o biçimde kalmaya itiyor. Büyüyen şehirler, küçülen aileler ve yüksek teknolojik ilerleme hızı sebebiyle ayak uydurulamayan yeni teknolojiler, ileri yaş bireylerin yaşantılarını ne yazık ki pek de olumlu etkilemiyor.

    Çok değil, 20 yıl öncesinin geleneksel Türk ailesi evinin perdelerini gelin birlikte aralayalım ve içeriye bakalım. Gelinler, damatlar, amcalar, teyzeler, torunlar, nineler, dedeler ve daha birçokları. Kalabalık ailenin makbul ve yaygın olduğu, acıların ve sevinçlerin paylaşılarak arttırıldığı, aslında hepimizin damağında tadının halen bulunduğu o tablo. Ne yazık ki bu manzara artık şehirde yaşamakta olan bireyler için çok olası görünmüyor. Günümüz ekonomik koşulları, ayakta kalabilmek adına her bireyin üretime mümkün olan en erken çağda katılımını şart koşuyor. Hal böyle olduğunda, doğal olarak bu durumdan en çok üretime, sosyal yaşantıya, koşturmacaya katılamayacak bireyler etkileniyor.

    Yaşlılığın psikolojisi gereği bireylerin bu dönemde kendilerini ”işe yaramıyor” hissetmeleri son derece mümkün. İnsanoğlu öncelikle kendisi için var olmakla birlikte, çevresiyle etkileşime girdiği oranda değerli ve işlevsel hissetmekte. Bu “işlevsizlik” duygusuyla başa çıkmanın en etkili yolu ise tabi ki iletişim ve etkileşim. Bu noktada akıllara ister istemez bir soru geliyor. Etrafımızdaki büyüklerimize iletişim ve etkileşim için yeterli şansı veriyor muyuz? Ya da onlar için yaptığımızı düşündüğümüz şeyler gerçekten ihtiyaçlarını karşılıyor mu? Ne kadar “kaliteli” vakit geçirebiliyoruz? Problemi daha net bir resim haline getirmek için kendinize şu soruyu sormanızı istiyorum: 70 yaşınızdaki bir gününüzün nasıl görüneceğini hayal edebilir misiniz? Bu soruyu kendime sorduğumda ilk cevabımın mantıktan uzak, daha çok arzular üzerine kurulmuş olduğunu fark ettim. “Bir sahil kasabasında balık tutuyor olamayacaksam, pencere önündeki sandalyede yalnız başıma da olmayacağım!”

    Sağlıklı bir yaşlı özelinde sorunlar genellikle sosyal, kültürel ve belki biraz da psikolojik boyutlarda. Ancak işin birde fizyolojik boyut var. İlerleyen yaşla birlikte baş gösteren rahatsızlıklar, hayatı kimi zaman oldukça sıkıntılı bir hale sokabiliyor. Hastalıklarla başa çıkmada ev ortamı ne kadar yeterli oluyor? İhtiyaç duyulan bakım, kaliteli bir biçimde sağlanabiliyor mu? Bu sorunların çok iyi biçimde üstesinden gelindiğini düşünelim, bu bakımı sağlayacak kişinin üzerindeki sorumluluk ve yük, kişinin kendisini ve sosyal yaşantısını ne şekilde etkiliyor?

    Mesleğim gereği birçok aile ile birlikte çalışma fırsatı buldum. Genellikle şahit olduğum, bu yazıyı okuyacak olan büyük çoğunluğa tanıdık gelecek tabloyu paylaşayım: İhtiyaç duyduğu bakımı eksik ya da hiç alamayan ileri yaş bir birey, kendisini bu bireyin bakımına adamış ve dolayısıyla çevresindeki diğer bireyleri ve en önemlisi de kendini, yaşamını ihmal etmiş, hayatı kendi kontrolünden çıkmış bir yakını. Eğer bu bakımı veren kişi iseniz işiniz gerçekten de çok zor. Bir insanın bakımı, günün belirli aralıklarında uygulayıp sonrasında arkanıza yaslanabileceğiniz bir döngü değil. Hemen kendinize haksızlık etmeyin. Bu sizin bir kusurunuz değil. Bir bedende iki hayat ne yazık ki mümkün değil. Bakımını üstlendiğiniz kişinin fiziksel ihtiyaçlarını karşılamış olabilirsiniz, lakin bunun için feda ettikleriniz, çok büyük bir ihtimalle sizin sağlıklı bir birey olmak için sahip olmanız gereken niteliklerden uzaklaşmanıza sebep olacak. Evinize, çocuklarınıza, arkadaşlarınıza, eşinize, işinize, hobilerinize ve daha farklı, sizi gerçekten de siz yapan şeylere zaman ayırmakta zorlanacaksınız. Şunu gözden kaçırmanızı istemem: Uzun dönemli bakım, insanın tek başına yürütebileceği bir süreç kesinlikle değil, ya yakınlarınız  ya da güvendiğiniz profesyonellerle bir takım olmanız şart.

    Yaşlılıkta ortaya çıkabilecek sorunlar ve hastalıklar için etraflı biçimde eğitim almış personellerin görev aldığı, işinin uzmanları tarafından 24 saat denetlenen, yaşlıların ihtiyaçları doğrultusunda tasarlanmış bir binada hizmet üreten ve sağlık hizmetlerinin yanında yaşlıların sosyalleşmelerine imkân tanıyan bir yapıdan destek almak, sağlık sorunları bulunan bir yaşlı ve yakınları için son derece konforludur. Burada verilen hizmetler neticesinde yaşlılar kendilerini, diğer aile bireyleri açısından bir engel olarak görmeyi bırakıp, hayatın organik bir parçası olmayı yeniden hissederler. Bunun temelinde yatan ana fikir ise burada kendi durumlarına yakın ya da benzer insanlarla bir arada olmalarıdır. Kaplumbağa ve tavşan misali. Bir kaplumbağa, tavşanların arasında yavaş görünebilir. Ancak bu kaplumbağa, diğer kaplumbağalarla bir aradayken hiç de yavaş değildir.

     Oruç Reis Tilkici

     

    Okuduğunuz için teşekkürler. →